COCUK PSIKOLOJISI

“İÇİMİZDEKİ ÇOCUK”

Doğan CÜCELOĞLU

İçindeki çocuğu sağlıksız olan bireylerin kişiliği “bağlaşıktır”, çünkü bu bireyler yaşamın anlamını, mutluluklarını, kendi değerlerini ilişki içinde oldukları başkalarının gözlerinde, sözünde, davranışında, kısaca başkalarının kendilerine verdiği değerde ararlar; başkalarının algılamalarına bağlanmışlardır. Bağlaşık kişilik onların temel yapısını oluşturur

Olgun insan şu özelliklere sahiptir:

  • iyi belirlenmiş benlik sınırları vardır.

  • Kendini değerli bulur.

  • Yaşamın değişik yönleri arasında denge kurar.

  • Duygularını tanır ve ifade eder.

Ailenin karşılaması gereken temel değerler vardır. Bunlar:

  • Değerli olma duygusu

  • Güven ortamı

  • Yakınlık ve dayanışma duygusu

  • Sorumluluk duygusu

  • Mücadele eme ve başarma

  • Kendini gerçekleme

  • Manevi yaşamın temellerini oluşturma ortamıdır.

Olgun İnsan

  • Olgun insan, kendini diğerlerinden ayıran sınırların farkındadır ve kendi benliğinin sınırlarını korumakta duyarlılık gösterir.

  • Olgun insan kendini değerli bulur, kendine saygısı vardır ve kendini olduğu gibi kabul eder.

  • Olgun insan beden, zihin ve manevi yaşam arasında denge kurmuş birisidir.

  • Olgun insan, heyecan ve duygularını tanır ve onların gerçekci bir biçimde ifade edilmesine olanak sağlar.

Çatışma, uzun süreli ilişki içinde olan kişiler arasında doğal olarak ortaya çıkar.

Kendi benlik sınırlarını iyi tanımlamış kişiler:

  • Duygu ve düşüncelerini birbirlerine karıştırmazlar; duygu ve düşüncelerinin ayrı ayrı farkındadırlar.

  • Bedensel, duygusal ve düşünsel yönden eşlerinin kendilerinden farklı olabileceğini bilirler ve bunu doğal olarak kabul ederler.

  • kendi mutluluklarından kendilerini sorumlu tutarlar.

Sağlıksız ailede yetişen kişi, kimseden saygı ve gerçek sevgi görmediği için, kimsenin kendisine yardım edeceğine inanmaz. yardım etmek isteyenlerin mutlaka bir art düşüncesi, çıkarı vardır diye düşünür.

Unutmamalıdır ki, kendi doğal gereksinmeleri sağlıklı bir biçimde karşılanmayan bir ana baba, başkalarına verecek sağlıklı ilgi ve sevgiyi içinde bulamaz.

Utanç duygusuyla terbiye edilen kimse kendini değersiz bulmayı, insan olarak özünde bir eksiklik olduğunu görmeyi öğrenir.

Çocuklar önem verdiği kişilerin en acı veren davranışlarını unutmazlar; çocuğun iç dünyasını yıkan, onu ezen sözler ve davranışlar çoğu kere büyüklerin dikkatini bile çekmez. Acı veren olumsuz olayalar çocuğun yetişdiğiortamda sık sık tekrar ediliyorsa, bellek bu olayları kendiliğinden bir araya getirir ve bir tür anılar yapısı oluşturur.

Kişinin iç dünyasına yabancılaşması bazı düşünürlere göre asrımızın en yaygın psikolojik hastalığıdır.

Çocuklarını aşırı döven ve bunu bir alışkanlık haline getiren ana-babalar üzerine yapılan araştırmalar, bu tür ana-babaların şu özelliklerini ortay çıkarmıştır:

  • Çevreden yalıtılmışlardır.

  • Kendilerini değersiz görürler

  • Başkalarının duygularına duyarsızdırlar.

  • Ana babaları tarafından sürekli dövülmüşlerdir.

  • Küçükken kendi hallerine terk edilmişlerdir.

  • Gerçeklerden ve sorunlardan yoğun bir kaçış içindedirler.

  • Kimsenin kendilerine yardım etmeyeceğini düşünürler.

  • Çocuklarından çok yüksek beklentiler içindedirler.

  • Çocuklarının kendilerini reddettiğini düşünürler.

  • Kızgınlık ve gerilimle tepkide bulunurlar.

  • Çocuklarından yaşlarının üstünde olgunluk beklerler.

  • Anasının babası tarafından dövüldüğünü gören çocuk, dayak yiyen kendisi olmasa dahi bedensel kötüye kullanma davranışına maruz kalmıştır.